<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>metin ergöktaş</title>
	<atom:link href="http://www.metinergoktas.com/index.php?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.metinergoktas.com</link>
	<description>Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır</description>
	<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 18:48:05 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Adnan Menderesin son mektubu</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=347</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=347#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 17:51:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[guncel]]></category>

		<category><![CDATA[27 mayıs]]></category>

		<category><![CDATA[adnan menderes]]></category>

		<category><![CDATA[ihtilal]]></category>

		<category><![CDATA[milli birlik komitesi]]></category>

		<category><![CDATA[son mektubu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[
Bu memlekette oluşacak bir özgürlük ve eşitlik ortamının insanların akıllarını ve kalblerini din-i mübin-i İslam dan yana bir ihtizaza getirmesinden korkan, hayatını İslamiyet düşmanlığına hasr etmiş modern zaman firavunları tarafından akıllara ziyan sebebler bahane edilerek asılan demokrasi ve özgürlük fedaisi merhum başbakanımız Adnan Menderes’in idam edilişinden hemen önce kaleme aldığı ve özellikle kendisini idam eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/05/tarih721.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-349" title="adnan menderes" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/05/tarih721.jpg" alt="" width="214" height="279" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;">Bu memlekette oluşacak bir özgürlük ve eşitlik ortamının insanların akıllarını ve kalblerini din-i mübin-i İslam dan yana bir ihtizaza getirmesinden korkan, hayatını İslamiyet düşmanlığına hasr etmiş modern zaman firavunları tarafından akıllara ziyan sebebler bahane edilerek asılan demokrasi ve özgürlük fedaisi merhum başbakanımız Adnan Menderes’in idam edilişinden hemen önce kaleme aldığı ve özellikle kendisini idam eden “müşterek bozgunculuk komitesi” (mbk) ne hitap ettiği mektubunu paylaşmak istiyorum.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;">Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;">O’na o muameleleri reva gören zihniyetin hizmetçileri için de söylenebilecek tek bir söz var: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;">“Zalimler için yaşasın cehennem”</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;"><span id="more-347"></span></span></span></p>
<p><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span class="apple-style-span"><strong><span style="line-height: 115%; color: black; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">&#8220;Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığımız için sizlere müteşekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme karar-i metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yasayan kahraman efendilerinizce acaba söyleyebilecek misiniz ?</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span class="apple-style-span"><strong><span style="line-height: 115%; color: black; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizi yine de 1950&#8242;de kurtarabilirdim. Dirimden Korkmayacaktınız. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes&#8217;in ölümü sizi ebediyete kadar takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen merhametim sizlerle beraberdir.</span> “</strong></span><span style="color: black;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D347&amp;linkname=Adnan%20Menderesin%20son%20mektubu"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=347</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Said Nursî&#8217;nin modern kadına bakışı</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=344</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=344#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 19:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[dücane cündioğlu]]></category>

		<category><![CDATA[cündioğlu]]></category>

		<category><![CDATA[dücane]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[modern]]></category>

		<category><![CDATA[nursi]]></category>

		<category><![CDATA[said]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[                  &#8220;Kadın sorunları&#8221; tartışmalarında şu veya bu şekilde taraf tutanların önemli bir kısmı sözkonusu terkibin &#8216;kadın&#8217; kısmını öne çıkarmaktan hoşlanıyorlar. Sözgelimi daha muhafazakâr yorumlara eğilim duyanlar &#8220;Kadın bir çiçektir, bir güldür, ihtimam ister&#8221; gibi, dindar olsun olmasın modern kadının ne anlam vereceğini bilemediği güya romantik sözler sarfetmekle hoş ve şirin (!) bir duruş sergilediklerine inanırlarken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">                  &#8220;Kadın sorunları&#8221; tartışmalarında şu veya bu şekilde taraf tutanların önemli bir kısmı sözkonusu terkibin &#8216;kadın&#8217; kısmını öne çıkarmaktan hoşlanıyorlar. Sözgelimi daha muhafazakâr yorumlara eğilim duyanlar &#8220;Kadın bir çiçektir, bir güldür, ihtimam ister&#8221; gibi, dindar olsun olmasın modern kadının ne anlam vereceğini bilemediği güya romantik sözler sarfetmekle hoş ve şirin (!) bir duruş sergilediklerine inanırlarken, iyiden iyiye gerilmiş olan tartışma urganının diğer tarafından tutanlar ise kendilerince işbu &#8220;çiçek, gül&#8221; benzetmelerini Sevgililer Günü&#8217;ne mahsus zevzeklikler mertebesinde telakki edip daha çağdaş, daha erkeksi, daha dayanıklı (!) yorumlar öne sürmekle sözümona &#8220;daha gerçekçi&#8221; bir mevkiye yerleştiklerini düşünüyorlar. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span id="more-344"></span></span></span></p>
<p><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Benim nazarımda &#8220;kadın sorunları&#8221; terkibinin &#8217;sorun&#8217; kısmı, &#8216;kadın&#8217; kısmından daha çok ilgiyi hakediyor; zira bu sorunların insan&#8217;a nisbeti kadın&#8217;a olan nisbetinden daha belirleyici, daha köklü, daha gerçekçidir. Ölüm sorununu kadın&#8217;a nisbetle tartışmak, ölümün insan&#8217;a nisbetini görmek ve göstermek isteyen düşünme tarzının çağrısına kulak kapamakla mümkün olabilir ancak. Kadın ne çiçektir, ne çelik; ne güldür, ne de gülle! Benzetmelerin çekiciliğinden istifadeyle kadını öne çıkaranlar, sorun&#8217;u örttüklerini nedense görmüyorlar. Kendilerini tanımaktan mahrum kadınlar, kendilerini tanımaktan mahrum erkeklerin yalanlarıyla hoşça vakit geçirmeyi yeğleyip özlerinde saklı duran o nicedir ihmal ettikleri insanî özü tanımaya vakit ayırmıyorlar. Oysa insan&#8217;a, insanı tanımaya vakit ayırmak ve dahi Hz. İnsan&#8217;la tanışmayı hayatın gayesi bilmek gerekir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Kadın Hz. İNSANa giden yolun menzillerinden sadece bir menzildir. Bir istikamete işaret eden bir tabelanın, bir göstergenin önünde çakılıp kalmak ve işaret edilen istikamette ilerlemek yerine durup gösterge karşısında oyalanmak, &#8220;Aaa! Cambaza bakın!&#8221; deyince şaşkın bakışlarını göğe çeviren safdil kalabalıkların şaşkınlığından istifadeyle onları soyanların, yani insan&#8217;ı tanımaya niyet ve kabiliyeti olmayanların başvurduğu yollardan biridir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Erkeklerin kadınlaşmasına ve kadınların erkekleşmesine dair yazdıklarımı eleştirmek arzusunda olanların, bir İslâm âliminin, Said Nursî&#8217;nin şu beyti üzerinde düşünmelerini de tavsiye ederim: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">İzâ teennese&#8217;r-rical&#8217;us-süfeha bi&#8217;l-hevesât </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">İzen tereccele&#8217;n-nisa&#8217;un-nâşizât bi&#8217;l-vekahât </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Yani: &#8220;Zayıf karakterli erkekler heveslerine tâbi olup [bile isteye] kadınlaştıklarında, arsız kadınlar da hiç utanıp çekinmeden [ister istemez] erkekleşirler.&#8221; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Demek ki &#8220;erkekleşme-kadınlaşma&#8221; tabirlerini kavramsallaştırarak kullanan bir tek ben değilmişim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Şimdi bu beytin de içinde yer aldığı pasajı —önemsiz birkaç düzeltmeyle Üstad&#8217;ın Lemeât ile Sözler adlı eserlerinden aktarmak suretiyle— dikkatlerinize sunmak isterim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">— &#8220;Kadınlar yuvalarından çıkıp &#8216;beşer&#8217;i yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli. Mimsiz medeniyet [deniyet] taife-i nisa&#8217;yı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer&#8217;-i İslâm onları rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evde, hayatı ailede. Temizlik ziynetleri, haşmetleri hüsn-i hulk, lütf-i cemali ismet, hüsn-i kemâli şefkat, eğlencesi evlâdı. Bunca esbab-ı ifsad&#8230; demir sebat kararı lâzımdır, tâ dayansın. Bir meclis-i ihvana güzel kadın girdikçe riya ile rekabet, hased ile hodgâmlık depretir damarları; yatmış olan hevesât birdenbire uyanır. Taife-i nisa&#8217;da serbestî inkişafı, sebep olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkişafı. Şu medenî beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir, hem müthiştir tesiri. Memnû heykel ve suretler ya zulm-i mütehaccir, ya mütecessid riya, ya müncemid hevestir, ya tılsımdır celbeder o habis ruhları.&#8221; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Said Nursî&#8217;nin bu mütalaarını nazar-ı itibara almaksızın ileri-geri konuşanların ileri gitmeleri de, geri kalmaları da doğrusu beni ilgilendirmiyor. Çünkü böyleleri bir metinde ne söylendiğini değil sadece, metinde ne söylenmek istendiğini de anlamaya çalışmıyorlar. Anlamak için önce yavaşlayıp durmak ve düşünmenin ihtiyaç duyduğu sükuneti kendisine sağlamak lâzımdır; zira (bir yerde) durmayanlar anlayamazlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Modern kadının evsizliği, reçel yapmayı unutuşu, anneannesinden veya babaannesinden utanışı, anneliği terkedişi, kısacası erkekleşme sürecine dahli dindar kadınları da kapsıyor. Çünkü dindar kadın da &#8220;İşte kadın!&#8221; denecek durumdan gittikçe uzaklaşıyor. Said Nursî&#8217;nin &#8220;Zayıf karakterli erkekler heveslerine tâbi olup [bile isteye] kadınlaştıklarında, arsız kadınlar da hiç utanıp çekinmeden [ister istemez] erkekleşirler&#8221; sözünden de anlaşılacağı üzre, bu sorun, modern kadına özgü bir sorun değil, modern insana özgü bir sorun. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Tartışmanın &#8216;kadın&#8217; üzerinden sürdürülmesi sadece &#8216;kadın&#8217; adına bir kayıp değil, &#8216;erkek&#8217; adına da bir kayıp sayılmalı. Çünkü olan insan&#8217;a oluyor; bunca vâveyla arasında &#8216;Hz. İnsan&#8217; denen cevher buharlaşıp yok oluyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Dücane Cündioğlu</strong></p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D344&amp;linkname=Said%20Nurs%C3%AE%26%238217%3Bnin%20modern%20kad%C4%B1na%20bak%C4%B1%C5%9F%C4%B1"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=344</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Prof Dr Ahmet Akgündüz ün Ülke Tv deki sıradışı programındaki cevapları.</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=338</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=338#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 11:51:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[guncel]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Akgündüz]]></category>

		<category><![CDATA[bediüzzaman]]></category>

		<category><![CDATA[said nursi]]></category>

		<category><![CDATA[sıradışı]]></category>

		<category><![CDATA[Sıradışı Programı]]></category>

		<category><![CDATA[ülke tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=338</guid>
		<description><![CDATA[      Prof Dr Ahmet Akgündüz Hocam  ilmini, hizmetlerini   ve ateşin hitabetini eskiden beri takdir ettiğim çok kıymetli ve muhterem birisidir. Rabbim ilmini artırsın, hayırlı uzun ömürler versin, onun gibi ehl-i ilmin de sayısını artırsın.
Kendisi 26 Mart Cuma günü Ülke Tv de ki sıra dışı programında Ustad  Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili eskiden beri değişik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      <span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Prof Dr Ahmet Akgündüz Hocam<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ilmini, hizmetlerini   ve ateşin hitabetini eskiden beri takdir ettiğim çok kıymetli ve muhterem birisidir. Rabbim ilmini artırsın, hayırlı uzun ömürler versin, onun gibi ehl-i ilmin de sayısını artırsın.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Kendisi 26 Mart Cuma günü Ülke Tv de ki sıra dışı programında Ustad <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili eskiden beri değişik şekillerde dillendirilen ancak son zamanlarda yoğun olarak gündemde olan soruları cevaplandırdı. Programda konu edilen bazı konu başlıkları şöyleydi :</span></span></p>
<p> </p>
<p><span id="more-338"></span></p>
<ul>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman Said Nursiye verilen akıl hastası raporunun içyüzü ve buna mukabil doktorların cevabı.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman Said Nursi nin cumhuriyet ve demokrasi hakkındaki fikirleri.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman Said Nursi nin kullandığı ebced hesabının islamda yeri var mı, daha önce kimler kullanmış.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman ın Kürtçülük yaptığı iddiasının yanlışlığı ve benzer iddiaların arka planında yatanlar.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman kaç kere zehirlendi, bu zehirlenmelere rağmen nasıl ölmedi </span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Said-i Kürdi ismini ne zaman kullandı, Cumhuriyetten sonra bu ismi kullanmadığı halde ne den birileri ısrarla o ismi kullanıyor.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Risale-i Nurun dili anlaşılmaz diyenler nerede yanılıyor.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bediüzzaman Said Nursi hayatı boyunca nasıl Anadolu da birleştirici ve manen asayişi temin edici bir rol oynadı.</span></span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">28 sene hapishanelerde ve sürgünlerde ömür geçirmesine neden olacak ne suç işledi, resmi olarak ne kadar ceza aldı.</span></span></div>
</li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Buradaki video programın bir bölümünü göstermektedir.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Programın tamamına ait video ya şu linkten ulaşabilirsiniz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><a href="http://rapidshare.com/users/UYDWZ0" target="_blank">http://rapidshare.com/users/UYDWZ0</a></span></span></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=_1WimxO_SNY"></a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D338&amp;linkname=Prof%20Dr%20Ahmet%20Akg%C3%BCnd%C3%BCz%20%C3%BCn%20%C3%9Clke%20Tv%20deki%20s%C4%B1rad%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20program%C4%B1ndaki%20cevaplar%C4%B1."><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=338</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir zamanlar özgürdüm&#8230;</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=334</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=334#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 22:06:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[
Boyun eğmek miydi benim yaptığım? Düşünüyor, düşünüyor, içinden çıkamadığım labirentler kuruyordum yüreğimin en ıssız yerinde. Kazanmak mıydı, kaybetmek miydi? Bu nasıl işti ki, doğrunun ne olduğunu bulamıyordum. Aklımda bu çelişkiler uçuşurken annemin sözleri geliyordu aklıma. &#8220;Yavrum, baban seni ne zorluklarla okutuyor. Çatlak elleriyle kazandığı parasını cebine koymadan senin bankadaki hesabına yatırıyor. Yine çalışmaya başlıyor, yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/03/ozgurluk1.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-328" title="ozgurluk1" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/03/ozgurluk1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Boyun eğmek miydi benim yaptığım? Düşünüyor, düşünüyor, içinden çıkamadığım labirentler kuruyordum yüreğimin en ıssız yerinde. Kazanmak mıydı, kaybetmek miydi? Bu nasıl işti ki, doğrunun ne olduğunu bulamıyordum. Aklımda bu çelişkiler uçuşurken annemin sözleri geliyordu aklıma. &#8220;Yavrum, baban seni ne zorluklarla okutuyor. Çatlak elleriyle kazandığı parasını cebine koymadan senin bankadaki hesabına yatırıyor. Yine çalışmaya başlıyor, yine kazanıyor, yine senin, yine sizin için harcıyor&#8221; diyordu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span id="more-334"></span></span></span></p>
<div><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"></span></div>
<p><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Bunu düşünürken benim doğrularım bu sefer karşıma dikiliyordu hesap sorarcasına; &#8220;Bunu yapamazsın! Sen bir sancak taşıyorsun. Annenin istediğini yaparsan sancağı yere düşürmüş olacaksın&#8221; diyordu. Gecenin sessizliği aynıydı. Saatimin yelkovan sesi de. Ama akrep durmadan ilerliyordu. Gecenin üçü, dördü, beşi&#8230;Gözlerim uykuyu unutmuştu. Ne yapacaktım? Annemi düşünmemeliydim. Davam; benim davam. Çölleri gül bahçesine çeviren davam. Yetimin boynunu büktürmeyip, dik tutan davam. Mazlumun duasını duyabilecek kadar yakın, onu güldürecek kadar merhametkâr davam. Gözlerimden süzülen yaşlar, boyun eğmeyeceğimin mührüydü. Ya annem, ya babam, ya evimizin soğuk duvarları? Sabah namazlarına kalkan annemi küçük gören babamın yüzü? O eve nasıl giderdim?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">   Kalmak çözüm müydü? Bilmiyorum. Tüm bunların, bu çelişkilerin sebebini söylemeye gerek var mıydı? Böşürtüsü artık klişe bir sorun olduğu için anlatmaya, açıklamaya gerek var mıydı?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">   O eve gitmek istemiyordum. Evde babam, okulda hocalarım hor görüyordu başörtümü. Sonunda ayaz kışlara meydan okumak için yola çıkan küçük bir kırlangıç kuşu gibi, yolun sonunda ümitlerim beni ümitsizliğe götürdü. Başörtümün yerine artık başımda bir peruk taşıyacaktım. Nasıl yaptığımı bilmiyorum. Ama o gün, evet o gün taşlara imrenmiş, onların yerinde olmayı ne kadar da çok istemiştim. Derslerde mahkum olduğumu hissediyorum. Başımı kaldırmak yasaktı. Her yasağı devlet koyacak değildi ya, bu yasağı da ben koymuştum. Aslında ben değil, 12 yaşımdan beri sahip olduğum hissiyatım koydu. Sınıftan dışarı çıkmak yasak. Lavaboya gitmek yasak. Su içmeye gitmek yasak. Yani sınıfta, sadece belli bir noktaya bakarak oturmak yasak değildi. Utanıyordum sıralardan, koridorlardan, lavabolardan. Sanmayın insanlardan. Hem çevremde onlardan pek kalmamıştı. Onların farkı yoktu herhangi bir dört ayaklıdan. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">   Peki ben, kişiliğim? Kendimi bukalemundan farksız hissediyordum. Öğrencilik bana çok uzaktı. Halbuki, derslerde imza föyüne imza atan bendim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">   Özgürlük! Meğer ne kadar özgür müşüm bu zulümlerden önce. Örtüyü başıma taktıktan sonra dünyalar benim oluyor. Çünkü gülmek yasak değil, lavaboya gitmek yasak değil, etrafa sınırsız bakmak yasak değil. Her şeyi yapabilirim. Çünkü örtüm var başımda.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">   Hey özgürlük! Meğer özgürlüğün adı başörtüsüymüş.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="color: black; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong><span style="font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">(Aydan ŞENALP)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D334&amp;linkname=Bir%20zamanlar%20%C3%B6zg%C3%BCrd%C3%BCm%26%238230%3B"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=334</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>En güzel ayakkabı</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=323</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=323#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 09:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[metin karabaşoğlu]]></category>

		<category><![CDATA[en güzel ayakkabı]]></category>

		<category><![CDATA[karakalem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[ 
Sevgili Metin Karabaşoğlu nun aşağıdaki yazısı, genelde dünyaya, dünyalık olanlara, özelde eşyaya karşı duruşumuzdaki güzellik ve çirkinlik algılarımız konusunda hikmetli bir ders veriyor.  Neye talip olmamız gerektiğini anlamak için “dünya” ya bakmayı aşıp “dünyadan” bakmayı başarmamız gerekiyor. Dünyaya bakanlar ancak dünyadan nasiplerini artırabiliyorlar, oysa kainattan nasiplenmek için “dünyadan” bakmak gerekiyor vesselam..
En Güzel Ayakkabı 

BİRKAÇ GÜN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/02/eski_ayakkabi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-324" title="eski_ayakkabi" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2010/02/eski_ayakkabi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Sevgili Metin Karabaşoğlu nun aşağıdaki yazısı, genelde dünyaya, dünyalık olanlara, özelde eşyaya karşı duruşumuzdaki güzellik ve çirkinlik algılarımız konusunda hikmetli bir ders veriyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Neye talip olmamız gerektiğini anlamak için “dünya” ya bakmayı aşıp “dünyadan” bakmayı başarmamız gerekiyor. Dünyaya bakanlar ancak dünyadan nasiplerini artırabiliyorlar, oysa kainattan nasiplenmek için “dünyadan” bakmak gerekiyor vesselam..</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><strong>En Güzel Ayakkabı</strong> </span></span></p>
<p><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">BİRKAÇ GÜN önce, İstanbul’un daha önce hiç görmediğim bir semtini gördüm. Büyük ve şaşaalı iş merkezlerinin önünden neredeyse her hafta geçtiğim bir semtin hemen bitişiğinde olduğunu bu vesileyle öğrendiğim bir semtini. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">İstanbul’un, Türkiye’nin ve modern zamanların ‘iki yüzü’nü bir kez daha eleveren manzaralardı rastladığım. Bir tarafta çağdaş uygarlığın ‘vitrini’ diyebileceğimiz bir semt, öte tarafta bu vitrinin sahiplerine işgücü sağlayan komşu mekânlar. Bir tarafta refah, öbür tarafta fakirlik; bir tarafta şatafatlı büyük binalar, öte tarafta vaktiyle işe en yakın yerde ‘başını sokacak bir yer’ telaşıyla yapılmış, gecekondu kökenli bir yapılaşma&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span id="more-323"></span></p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">İstanbul’da neredeyse beşyüz metre mesafede böylesine zıt iki manzaranın varlığı beni sarsmadı değil. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ama asıl sarsıntıyı, vakti geçmek üzere olan namazımı kaçırmamak üzere sığındığım semt camisinde yaşadım. Küçük, düzensiz apartmanlara bedel, henüz tamamen bitmemiş olsa da caminin geniş bir mekânda ve genişçe bir açık alanla birlikte inşa edilmiş olması çarpıcı ve sevindiriciydi elbette. Bu haliyle cami, sadece manevî anlamda değil, sıkışık ve düzensiz bitişik nizam apartmanlar arasında maddî anlamda da bir teneffüs işlevi sağlıyordu semte. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Hayatımda ilk defa girdiğim o camide önce geçmek üzere olan vaktin namazını, sonra gelen vaktin namazını kılıp, topluca yapılacak tesbihatı beklemeden dışarı çıkarken gördüğüm tabloydu beni çarpan. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bir çift ayakkabıdan ibaret bir tablo&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ayakkabılarımı giymeden, namaza yetişme telaşıyla hemencecik eşiğe bırakılmış bu bir çift ayakkabıyı bir müddet öylece seyrettim. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Sonra, namazı beraber kıldığımız arkadaşıma, “Şu ayakkabıyı görüyor musun?” dedim. “Bu ayakkabı, dünyanın en güzel ayakkabısı.” </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bir fotoğraf sanatçısı olsam, o dakikada, durup kimbilir kaç açıdan fotoğrafını çekerdim bu ayakkabının. Hatta, bu ayakkabının çağrıştırdıklarından hareketle bir ‘dünyanın en güzel ayakkabıları’ sergisi düzenler ve hatta ‘dünyanın en güzel ayakkabıları’ başlıklı bir fotoğraf kitabı hazırlardım. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bir ressam olsam, o bir çift ayakkabının o dakikada ruhumda uyandırdığı duyguları tuvale resmederdim. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ayakkabının hafızama resmolmuş görüntüsü hayalime yansıdıkça, hâlâ fırtınalar, heyecanlar, helecanlar uyanıyor içimde. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Aceleyle eşiğe bırakılmış, bir çift ayakkabı&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Sahibinin ayakları küçük olmalı; otuzdokuz, belki kırk numara eder, ama kırkbir asla değil. Sahibi yaşlı olmalı veya soğuktan ziyade etkilenen biri olmalı; zira içinde keçesiyle ve topukları da saran hacmiyle, bir kışlık bot bu. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ama iki parçası da aşınmış. İki parçası da, uzunca zamandır misafir ettiği parmakların rahat etmesi için kıvrım kıvrım olmuş. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bir fakir mü’minin ayakkabısı idi bu. Onu, belki üç, belki beş, belki on senedir giyen bir fakir mü’minin. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ayakkabıda son modayı takipten de, marka peşine düşmekten de çok uzaklarda bir fakir mü’minin. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ayağına giyecek bir ayakkabı, boğazına girecek bir lokma, sırtına giyecek bir hırka, başını sokacak bir ev bulduğu için Rabbine şükredebilen; ötesini pek de kurcalamadığı ayakkabısının halinden anlaşılan bir fakir mü’minin. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bu ayakkabıyı çok sevdim. Arkadaşıma, “Bu ayakkabı, benim için, dünyanın en güzel ayakkabısı” dedim. “Çünkü sahibini namaza götürüyor.” </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ben böyle ayakkabıları seviyorum. Yatay düzlemde tevazu, dikey düzlemde teslim ve inkıyad imzası taşıyan ayakkabıları&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;">__________________________ </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-family: Calibri;">Not-1: Hemen belirteyim; insanların ayaklarında iken, ayakkabılara bakmak âdetim değildir. Ayağımdaki ayakkabıya bakılmasından da, başkalarının ayağındaki ayakkabıya bakmaktan da hoşlanmam. “Dost başa, düşman ayağa bakar” sözünde bir hikmet olduğuna inanırım. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 11pt; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;">Not-2: Bu yazının, bugün gazetelerde gördüğüm, Cumhurbaşkanı eşi Hayrünnisa Gül’ün Hollywood starlarını giydiren Fransız modacı Christian Louboutin imzalı kırmızı tabanlı ayakkabısı ile bir ilgisi vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 11pt; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 10pt; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><a href="http://www.karakalem.net/?article=2830" target="_blank">Karakalem.net ten alınmıştır</a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D323&amp;linkname=En%20g%C3%BCzel%20ayakkab%C4%B1"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=323</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yılbaşında Mekkenin Fethini kutlamak</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=309</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=309#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 20:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[guncel]]></category>

		<category><![CDATA[mekkenin fethi]]></category>

		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Hemen hemen tanzimattan beri “ehl-i dünya” ya karşı bir mağlubiyet ve alttan alma psikolojisiyle karakteri ve duruşu şekillenen bir ehl-i din profili var  bugün.  Firengistanda kaşaneler diyar-i islamda viraneler gören Ziya Paşa psikozundan besleniyor alttan alta kendini pek belli etmese de.  
Böyle olunca da içinde bulunulan ontolojik boşluk  kendini tarifleme anlamında bir dışa bağımlılık sonucunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Hemen hemen tanzimattan beri “ehl-i dünya” ya karşı bir mağlubiyet ve alttan alma psikolojisiyle karakteri ve duruşu şekillenen bir ehl-i din profili var <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bugün.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Firengistanda kaşaneler diyar-i islamda viraneler gören Ziya Paşa psikozundan besleniyor alttan alta kendini pek belli etmese de.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Böyle olunca da içinde bulunulan ontolojik boşluk<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kendini tarifleme anlamında bir dışa bağımlılık sonucunu veriyor. Kendini hep bir ötekinin değili, ötekinin tersi, ötekinin düşmanı olarak tanımlayan, tanımlamaları hep kendi dışındaki duruş ve tarifleri refere eden bir ehl-i din profili duruyor önümüzde.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Hep bir şeylere alternatif oluşturma,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>sizde öyle varsa bizde de böyle var türü bir bağımlı duruş her sosyolojik<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>hadise veya tanımlamada kendini hissettiriyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span id="more-309"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Lise yıllarımdan beri her yılbaşında bu ülkenin<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ehl-i din insanları “Mekke nin fethi” <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ni kutlarlar. Yani her yıl Mekkenin fethi <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>miladi yılbaşına denk gelir. Demek oluyor ki, Mekkenin fethi nin yıldönümü için belirlenen zaman ölçeği olarak miladi takvim belirleyici kabul ediliyor. Miladi takvim yani, önce Roma imparatoru julien’in sonrada 16.yy da papa 13. Gregoryanın tanzim ettiği takvim.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Yani her yılbaşı, birilerinin yılbaşı kutlamasının “bizim” taraftaki karşılığı haline getirilmiş bu uygulama için yine aslı batılı olan <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir ölçek esas kabul ediliyor. (böyle düşünmeyip böyle yapmayanların iyi niyeti bu yazdıklarımdan varestedir bu yazının konusu da kişilerin niyetleri değil bir fiilin arkaplanındaki küçük bir ayrıntıyı (!) deşifre etme çabasıdır.) (Buradaki asıl meselenin gregoryen takvime dayalı bir miladi takvimin şuan kullanıyor olmasıyla bir ilgisi olmadığını sadece İslam tarihi ve Müslümanlar için çok önemli bir hadisenin birilerinin yılbaşılarına nazire haline getirilişinde de ölçek olarak kabul edilmesindeki ironik durum olduğunu söylemeye gerek yok sanırım)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bunda ne tuhaflık var diyorsanız size İmam-ı Ali efendimizin bir Yahudi ile geçmiş muhaveresini aktarayım. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="line-height: 115%; color: #1f497d; font-size: 12pt; mso-themecolor: text2;"><span style="font-family: Calibri;">Birgün bir yahudi, Hz Ali’ye :</span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="line-height: 115%; color: #1f497d; font-size: 12pt; mso-themecolor: text2;"><span style="font-family: Calibri;">- Ya Ali. Bana öyle bir sayı söyleki bu sayı hem 2 ye, hem 3’e, hem 4’e, hem 5’e, hem 6’ya, hem 7’ye, hem 8’e, hem 9’a, hem 10’a tam olarak bölünebilsin. </span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="line-height: 115%; color: #1f497d; font-size: 12pt; mso-themecolor: text2;"><span style="font-family: Calibri;">Hz. Ali yahudiye :”bu sualine cevap verirsem müslüman olurmusun?” diye sormuş. Yahudi bu teklifi kabul etmiş. Bunun üzerine Hz. Ali o’na şu cevabı vermiş :</span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="line-height: 115%; color: #1f497d; font-size: 12pt; mso-themecolor: text2;"><span style="font-family: Calibri;">- Haftanın günlerini ayın günleriyle, çıkan sonucu ise senenin günleriyle çarp. Elde edeceğin sayı hem 2’ye, hem 3’e, hem 4’e, hem 5’e, hem 6’ya, hem 7’ye, hem 8’e,hem 9’a, hem 10’a tam olarak bölünecektir. </span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="line-height: 115%; color: #1f497d; font-size: 12pt; mso-themecolor: text2;"><span style="font-family: Calibri;">Yahudi haftanın günlerini (7) ayın günleriyle (30) elde ettiği sayıyı (210) ise yılın günleriyle (360) çarpmış ve 75.600 sayısını bulmuş. Bu sayısının gerçekten de istediği gibi bir sayı olduğunu görünce müslüman olmuş.</span></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Şimdi bu alıntının İmam-i Ali efendimizin matematik zekâsına atfen bizleri heyecanlandırmaktan öte bu konuyla ilgili nasıl bir anlama tekabül ettiğini nasıl anlayabiliriz. Sanırım bunun için yılın günlerine dikkat etmek gerek. İmam-ı Ali efendimizin yılın günlerini saydığı ölçek besbelli ki bizim Mekke nin fethini her yıl yılbaşına denk getiren ölçek değil. Çünkü bizim ölçekte yılın günleri hiçbir zaman 360 etmiyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Alternatif oluşturanlar bir anlamda alternatifi olduklarının mevcudiyetine<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kuvvet verirler ve maça çıkmakla hükmen mağlup olmuşlardır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Oysaki <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mekke nin fethi ramazan ayında vuku bulmuştur, hatta oruçla ilgili bazı ruhsatların<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Rabb-i Rahimleri tarafından müminlere ikram edildiği bakara-184<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ayeti bu sefer sırasında oruç tutmanın iyice zorlaştığı bir vasatta nazil olmuştur. Hem miladi takvime göre de zaten Mekke nin fethi 31 aralık değil 10 ocak tarihine tekabül etmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Her halükarda bir yerlerde yanlışlık olduğu kesindir vesselam…</span></span></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D309&amp;linkname=Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1nda%20Mekkenin%20Fethini%20kutlamak"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=309</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hakikati &#8216;kim&#8217; ise söyleyebilir; hiç &#8216;kim&#8217; ise söyleyemez!</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=306</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=306#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 21:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikmet Yolculukları]]></category>

		<category><![CDATA[dücane cündioğlu]]></category>

		<category><![CDATA[hakikati kim ise söyleyebilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Belki biri diyebilir ki: 
- &#8220;Mutluluk için hikmete ihtiyacın var!&#8221; 
İyi ama hikmet nedir? 
- &#8220;Mutluluk için seni hür kılacak hakikate ihtiyacın var!&#8221; 
Peki, bizi hür kılacak hakikat nedir?&#8221; 

Hani bizim şu Tophane bitirimlerinin, &#8220;Kafayı bulman için bir çift-kağıtlı içmeye ihtiyacın var&#8221; dedikleri gibi, biri çıkıp &#8220;Mutluluk için hikmete ihtiyacın var!&#8221; dese, acaba bu durumda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/6a00d834527c1469e200e54f1e18d58834-800wi.jpg"></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">&#8220;Belki biri diyebilir ki: <a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/6a00d834527c1469e200e54f1e18d58834-800wi.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-307" title="6a00d834527c1469e200e54f1e18d58834-800wi" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/6a00d834527c1469e200e54f1e18d58834-800wi-150x150.jpg" alt="" width="196" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">- &#8220;Mutluluk için hikmete ihtiyacın var!&#8221; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">İyi ama hikmet nedir? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">- &#8220;Mutluluk için seni hür kılacak hakikate ihtiyacın var!&#8221; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Peki, bizi hür kılacak hakikat nedir?&#8221; <a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/6a00d834527c1469e200e54f1e18d58834-800wi.jpg"></a></span></span></p>
<p><span id="more-306"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Hani bizim şu Tophane bitirimlerinin, &#8220;Kafayı bulman için bir çift-kağıtlı içmeye ihtiyacın var&#8221; dedikleri gibi, biri çıkıp &#8220;Mutluluk için hikmete ihtiyacın var!&#8221; dese, acaba bu durumda ilk önce öğrenilmesi gereken, &#8216;mutluluk&#8217; denen hâli (her ne ise) bize kazandıracak olan &#8220;şey&#8221; midir?!? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Ben mutlu olmak istiyorum ama mutluluğun ne olduğunu bilmiyorum. Biri de çıkıp bana aradığım, elde etmek isteğim mutluluğa ulaşabilmem için &#8220;hikmet&#8221;e ihtiyacım olduğunu söylüyor. Hikmeti elde edersem, edebilirsem ancak, o takdirde mutluluğu da elde edebileceğimi salık veriyor. Oysa başta ben birtek &#8216;şey&#8217; istiyordum: mutlu olmak! Şimdi ise elde etmem gereken iki şey var; yani önce hikmeti elde edeceğim, sonra mutlu olacağım! Daha doğrusu mutluluğu ararken, benden şimdi, önce hikmeti aramam isteniyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">İkisinin de aynı &#8216;şey&#8217; olduğu söylenebilir; yani esas itibariyle &#8216;hikmet&#8217; ve &#8217;saadet&#8217; bir tek şeyi gösteren iki sözcükten ibaret olabilir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Olabilir tabii ama sorun şu: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bilmediğim ve elde etmek istediğim bir şeyi bilmem ve elde edebilmem için, onu yine bilmediğim ve elde etmem gereken birşeyden hareketle bilmek ve elde etmek durumuna düştüm. &#8216;Bilinen&#8217;den &#8216;bilinmeyen&#8217;e gitseydim, belki bu yorucu ve fakat zevkli bir yolculuk dahî olabilirdi. Ne var ki bana &#8216;bilinmeyen&#8217;e yine bir &#8216;bilinmeyen&#8217; aracılığıyla ulaşabileceğim söyleniyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Tam da burada gayretli bir talib ortaya çıkıp Schumacher&#8217;in aksine hikmet&#8217;in ne olduğunu sormak yerine şöyle dese: &#8220;Tamam, mutluluğu elde edebilmek için önce hikmeti elde etmem gerektiğini kabul ediyorum. İyi ama &#8216;hikmet&#8217; dediğiniz şeyi nasıl elde edebilirim, ona nasıl ulaşabilirim?&#8221; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bu suâl bir kez sorulmaya görsün, gayretli tâlib daha ilk teşebbüsünde, hikmet&#8217;e giden yolun/yolların bir taneden ibaret olmadığını öğrenecek ve tabiatıyla hikmet&#8217;i elde edebilmek için bu sefer başka şeyleri elde etmesi gerektiğini anlayacaktır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">İşin tuhaf yanı, hikmeti elde etmek için elde etmesi gereken ne varsa, onları da zaten bilmiyor ve tanımıyor olmasıdır. Bu böyle sürüp gidecek, içiçe girmiş matruşkalar misâli her açtığı kutunun içinde bir başka kutu bulacaktır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Peki hiç mi kestirme bir yol yok!? Bu kadar uğraştırmadan biri bütün açıklığı-seçikliği içinde şu mutluluk denen şeyi -her ne ise o- bize bir tanımlasa ya da bundan vazgeçtik, hiç değilse hikmet&#8217;in ne idüğünü, onu nasıl elde edebileceğimizi bize basitçe anlatsa da bu labirentin içinde dolaşmaktan ayaklarımıza kara sular inmese?!? (Duyduğuma göre bu vâdide tâlibâna özel bir &#8220;kral yolu&#8221; yokmuş&#8230; Herkes hangi yollardan geçtiyse oralardan geçilmeliymiş.) </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bu sırada bazıları da şöyle bir nasihatta bulunabilirler: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">- &#8220;Mutluluk için seni hür kılacak hakikate ihtiyacın var!&#8221; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Peki, bizi hür kılacak hakikat nedir? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Bakınız, şimdi de &#8216;hürriyet&#8217; ve &#8216;hakikat&#8217; diye iki sözcük, iki kavram, iki şey daha çıktı karşımıza! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Hakikat&#8230; Sormak gerekmez mi neyin hakikati? Eşyanın hakikati mi? Benim hakikatim mi? Tanrı&#8217;nın hakikati mi? Mutluluğun hakikati mi? Neyin hakikati? Hepsinden ve herşeyden bağımsız kendi başına duran, orada öylece benim kendisine ulaşmamı bekleyen bir hakikat mi? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Oysa saadetti sadece benim aradığım&#8230; Basitçe söylendikde, mutlu olmak&#8230; hepsi bu kadar(dı)&#8230; Oysa saadet&#8217;i bilmek için hürriyet&#8217;i, hikmet&#8217;i ve hakikat&#8217;i de bilmem gerekiyormuş&#8230; </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">- Onu nerede bulabileceğimi bana kim söyleyecek? Ona gitmek için kim bana rehberlik edecek veya en azından ilerlemek zorunda olduğum yönü kim gösterecek? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Evet, kim! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Benim açıklamam şu: Hakikati bize sadece bir kimse -o da &#8216;kim&#8217; ise şayet- söyleyebilir; yani bir &#8216;kim&#8217; ise söyleyebilir, hiç &#8216;kim&#8217; ise ve/veya bir &#8216;kim&#8217; değil ise söyleyemez! Binaenaleyh &#8220;kimse söyleyemez!&#8221; değil, bilakis &#8220;kimse söyleyebilir!&#8221; O halde bunu bize sadece bir &#8216;kim&#8217; ise (=kimse) söyleyebilir ve fakat hiç &#8216;kim&#8217; ise (=hiç kimse) söyleyemez! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Şimdi söyle bakalım, sen bir &#8216;kim&#8217; misin?!? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Dücane CÜNDİOGLU</span></span></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D306&amp;linkname=Hakikati%20%26%238216%3Bkim%26%238217%3B%20ise%20s%C3%B6yleyebilir%3B%20hi%C3%A7%20%26%238216%3Bkim%26%238217%3B%20ise%20s%C3%B6yleyemez%21"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=306</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HUZUR: AKREBİYYET-İ İLAHİYYENİN İNKİŞAFI</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=301</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=301#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 21:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[makale]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Yıldız]]></category>

		<category><![CDATA[akrebiyet]]></category>

		<category><![CDATA[akrebiyet-i ilahiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;O, aramakla bulunmaz&#8221; der bir sehl-i mümteni, &#8220;fakat O&#8217;nu bulanlar arayanlardır.&#8221; Mükerrem bir varlık olarak insan hayatının temel problematiğini bu arayışa ilişkin sorular oluşturduğu gibi, insanlık tarihi de bu arayışın şekillendirdiği bir seyri anlatır. Bu seyrin sonucunu şu kelam-ı kibarla özetlemek mümkün: &#8220;O&#8217;nu bulan neyi kaybeder? Ve O&#8217;nu kaybeden neyi bulur?&#8221; Var oluşu/yaratılışı O&#8217;na nisbetle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/akrebiyet.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-303" title="akrebiyet" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/akrebiyet-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>&#8220;O, aramakla bulunmaz&#8221; der bir sehl-i mümteni, &#8220;fakat O&#8217;nu bulanlar arayanlardır.&#8221; Mükerrem bir varlık olarak insan hayatının temel problematiğini bu arayışa ilişkin sorular oluşturduğu gibi, insanlık tarihi de bu arayışın şekillendirdiği bir seyri anlatır. Bu seyrin sonucunu şu kelam-ı kibarla özetlemek mümkün: &#8220;O&#8217;nu bulan neyi kaybeder? Ve O&#8217;nu kaybeden neyi bulur?&#8221; Var oluşu/yaratılışı O&#8217;na nisbetle ya da O&#8217;ndan bağımsız olarak anlamlandırmak mümkün. </span></p>
<p><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><span id="more-301"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Ölüm gerçeğini değiştiremeyen, insandaki sonsuz acz ve fakri, bilim ve teknolojideki &#8220;hayranlık uyandıran&#8221; gelişmelere rağmen daha da arttıran, eceli iptal edemeyen, bunun yerine tüm bunları &#8220;medeniyet fantaziyeleri&#8221; ile, siyasetle, sporla, modayla, suretperestlikle, maceraperestlikle, &#8220;eğlenceyle&#8221;, savaşla, kısacası &#8220;eneyi Hüveye&#8221; dönüştürecek şekilde insan nefsine takılmış tüm duyguları uyuşturmaya dönük meşguliyetlerle, görmemeyi ya da yok saymayı yeğleyenler (ehl-i dünya) için, dünya hayatı kısacık bir oyun ve eğlenceden ibaret. Sonrası onulmaz, sonsuz bir karanlık. &#8220;Zarara kendi rızasıyla razı olana merhamet edilmez&#8221; diyerek, bunu bizzat ve kasten yapanları bir tarafa bırakalım. Var oluşu O&#8217;na nisbetle anlamlandıranlar ise vahy-i ilahinin ve sünnet-i seniyyenin ışığında muhabbetullah ve müşahedetullah semerelerini verecek şekilde bir marifet-i Sani&#8217;e muhtaçlar. Bu marifet nasıl gerçekleşecektir? İman Yaratıcıyla kurulan bir &#8220;bağ&#8221; ise, bu bağın/intisabın ibkası ve süreklileştirilmesi nasıl mümkün olacaktır? Çünkü &#8220;insan, nisyandan alındığı için nisyana mübteladır.&#8221;Bu bağın insanı mazhar kıldığı &#8220;huzur&#8221;<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>halini hep unutur. Bu &#8220;hep unutma, &#8220;her daim unutma&#8221; haline karşı daimi hatırlatıcılara ihtiyaç vardır. Bunlar da &#8220;külli muarriflerdir&#8221;: Kur&#8217;an-ı Kerim, Sünnet-i seniyye, büyük kainat kitabı (afak) ve insandaki vicdan/ene (enfüs). Bütün bu &#8220;tanıtıcılar&#8221; insana, nasıl bir Zat&#8217;ın daimi huzurunda olduğunu hatırlatır. Öyleyse O Zatı, O&#8217;nun kendisini anlattığı bu muarriflerle tanımak, o huzura uygun edeple edeplenmeyi, yani huzurdan gafil olmamayı mümkün kılar. Bu tanıma/bilme/marifet nasıl gerçekleşecektir? Bu bilmenin iki vechesi vardır: teorik ve estetik. Bilmenin teorik vechesi akli ve nazari bir marifeti sağlarken, estetik vechesi hali ve vicdani/kalbi bir marifete isal eder. Aklın da insana takılmış en önemli marifet hassası olan kalbin bir fonksiyonu/türevi olduğu göz önüne alındığında, bilmenin bu iki boyutunun birbirinden ayrılamaz olduğu ortaya çıkar. Daha doğrusu, bu iki vechenin iftirakı marifet-i Sanii eksik bırakır ve huzurun gerektirdiği edep halinin muhafazasında arızalara sebebiyet verir. Bilmenin estetik boyutu tasavvufi bilgiye tekabül eder. Bu anlamda tasavvuf, örgütlü/disipline edilmiş tasavvuf yollarından yani tarikatlardan bağımsız olarak, olgusal bir gerçekliktir. Öyleyse, tam bir marifet hem ilmi hem de hali bir durumu anlatır. Esma-i Hüsnaya dayalı tefekkürün sağlayacağı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>marifet-i Sani&#8217; de akli/teorik bir bilgiyi değil, aynı zamanda hali/kalbi bir tanımayı/tahassüsü gerektirir. Peki böyle bir tefekkür nasıl bir tefekkürdür? Huzur, akrebiyyet-i ilahiyyenin inkişaf derecesine bağlı olarak tahakkuk eden bir haldir. Akrebiyyet-i ilahiyye ise, güneşin muhtelif ayinelerde ısı, ışık, renk gibi özellikleriyle tezahür etmesi gibi, Yaratıcının güzel isimlerinin eşyadaki ve nefsimizdeki tecellilerini anlama ve fikretme kabiliyetimize bağlı olarak gerçekleşir. Güneşi gözleyebildiğimiz özellikleriyle/akrebiyyetiyle değil de, bu&#8217;diyyetiyle, bize olan 150 milyon km uzaklığıyla ve astronominin bize aktardığı bütünüyle nazari/akli ve bilmenin/yakinin derecesi bakımından akrebiyyete göre oldukça eksik bilgilerle de tanıyabiliriz. Birincisi zahirden hakikate doğrudan geçişi, &#8220;sahabe mesleği&#8221;ni anlatır. İkinci tanıma ise uzun bir mesafe katetmeyi, seyr u süluku gerektirir. Zat-ı Ehad ve Samed&#8217;i varlık alemindeki ve nefsimizdeki yani &#8220;yanıbaşımızdaki&#8221; tecellileriyle tanımak yerine, deyim yerindeyse O&#8217;na gitmeye çalışmak çok zor ve hatarlı bir yoldur. Tasavvuf ekollerinin problemi de budur. Oysa, Kur&#8217;an her şeyde ve herşe&#8217;nde esma-i ilahiyyenin marifetine ulaşacak, daha umumi, hızlı ve selametli bir yolu bize tefhim eder. Ömür ağacımızın tek meyvesi olarak kendi cenazemizi görmek için, gelecekteki bir durum olarak (farazi)ölümü düşünmek ile Zat-ı Hayy ve Mümit&#8217;in kayyumiyetiyle vücut bulan ve aslında bize bakan vechesiyle hep var olan (reel) bir durum olarak ölümü düşünmek arasındaki fark, iki yaklaşımı ayırd etmek açısından bize bir fikir verebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Daimi bir huzur için sürekli bir tecdid-i imana, Yaratıcıyla olan bağın tesis ve tekidine ihtiyacımız var. Hepimize &#8220;huzur&#8221;lu bir ömür diliyorum!</span></p>
<p>Ahmet Yıldız</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D301&amp;linkname=HUZUR%3A%20AKREB%C4%B0YYET-%C4%B0%20%C4%B0LAH%C4%B0YYEN%C4%B0N%20%C4%B0NK%C4%B0%C5%9EAFI"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=301</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mesnevi&#8217;den dua uzerine</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=290</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=290#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 21:15:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hikmet Yolculukları]]></category>

		<category><![CDATA[dua]]></category>

		<category><![CDATA[hikaye]]></category>

		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>

		<category><![CDATA[mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Dua edenin, &#8216;Rabbim&#8217; demesi, Allah&#8217;ın &#8216;efendim&#8217; demesinin ta kendisidir.
Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O&#8217;na dua ediyordu..
 Şeytan ona dedi:
 - Ey Allah’ı çok anan kişi, bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni  buyur eden var mı?..
Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua  edeceksin?..



 Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu.
 Rüyasında ona söyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/dua114.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-296" title="dua114" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/dua114-150x150.jpg" alt="" width="150" height="164" /></a>Dua edenin, &#8216;Rabbim&#8217; demesi, Allah&#8217;ın &#8216;efendim&#8217; demesinin ta kendisidir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O&#8217;na dua ediyordu..</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Şeytan ona dedi:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>- Ey Allah’ı çok anan kişi, bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>buyur eden var mı?..</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;">Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>edeceksin?..</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"><span id="more-290"></span></span></span></p>
<div><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"></span></div>
<p><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="font-family: Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Rüyasında ona söyle dendi:<span style="mso-spacerun: yes;">    </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>- Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın?.. Neden usandın?..<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Adam: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>- Buyur diye bir cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum dedi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bunun üzerine dendi ki ona:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>- Senin Allah demen, O&#8217;nun buyur demesi sayesindedir.. Senin yalvarışın,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Allah’ın senin ruhuna haber uçurmasındandır.. Senin çabaların, çareler araman, Allah’ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bağları çözmesindendir.. Senin korkun, sevgin, ümidin Allah’ın lutfunun kemendidir.. Senin her Yarabbi demenin altında, Allah’ın buyur demesi vardır.. Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır.. Çünkü Yarabbi <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>demeye izin yok ona.. Ağzında da kilit var, dilinde de.. Zarara uğradığı zaman, ağlayıp, sızlamasın diye <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi.. Bununla anla ki, Allah&#8217;a dua etmeni, O&#8217;nu çağırmanı <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sağlayan dert, Dünya saltanatından daha iyidir.. Dertsiz dua soğuktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Dertliyken yapılan dua gönülden kopar..</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mesnevi 3:22</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D290&amp;linkname=Mesnevi%26%238217%3Bden%20dua%20uzerine"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=290</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şimdi Haberler&#8230;</title>
		<link>http://www.metinergoktas.com/?p=283</link>
		<comments>http://www.metinergoktas.com/?p=283#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 20:09:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>metinergoktas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemelerim]]></category>

		<category><![CDATA[ergöktaş]]></category>

		<category><![CDATA[haberler]]></category>

		<category><![CDATA[karakalem]]></category>

		<category><![CDATA[metin]]></category>

		<category><![CDATA[şimdi haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinergoktas.com/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[BİTEVİYE SIRADANLIKLARIN monotonluğu içinde yaşanıyor hayatlar. Ya da yaşamak perdesi altında sürükleniyor, hayat kod adıyla adem hesabına çalışıyor. Helaket ve felaketle maruf ve malul şu acib asrın, nam-ı diğer modernizm adlı aşuftenin cazibesinde batmaya yüz tutmuş dünyalar. Ne bir rahmet katresiyle gülün yüzüne kondurulan sabah şebnemleri çeliyor ruhumuzu, ne sonra gülün bast edilişi. Mehtabın kızıllığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/jajah-quantum-calling.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-284" title="jajah-quantum-calling" src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/uploads/2009/12/jajah-quantum-calling-150x150.jpg" alt="" width="233" height="178" /></a><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: #333333; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-fareast-theme-font: minor-latin;">BİTEVİYE SIRADANLIKLARIN monotonluğu içinde yaşanıyor hayatlar. Ya da yaşamak perdesi altında sürükleniyor, hayat kod adıyla adem hesabına çalışıyor. Helaket ve felaketle maruf ve malul şu acib asrın, nam-ı diğer modernizm adlı aşuftenin cazibesinde batmaya yüz tutmuş dünyalar. Ne bir rahmet katresiyle gülün yüzüne kondurulan sabah şebnemleri çeliyor ruhumuzu, ne sonra gülün bast edilişi. Mehtabın kızıllığında ya da seher alacakaranlığında ruhumuzu hareleyen cemal tebessümleri aydınlatmıyor yüzümüzü. Güneş her sabah yeni bir renk uyandırmıyor gözbebeğimizde. Kulağımız ilahi orkestranın bahar şefiyle sunduğu doyumsuz konserinden zevk almıyor şimdi. Ne rüzgar Süleyman aleyhisselama söylediklerini söylüyor bize, ne dağlar Davud aleyhisselama söylediklerini. Ne taşlardan asâ-yı Musa dersi alıyoruz, ne ateşten âzâ-yı İbrahim.</span></p>
<p><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: #333333; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-fareast-theme-font: minor-latin;"><span id="more-283"></span></span></p>
<div></div>
<p><span style="line-height: 115%; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: #333333; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-fareast-theme-font: minor-latin;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; color: #333333; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN;">Çiçeklerden yıldızlardan haberleri alamaz olduk, kainatın selamını işitmiyoruz, zerre bize öğüt vermiyor artık. Kainatın aklımıza sunduğu hikmet dersini anlayamaz olmuşuz, hikmetsizlik krizi devam ediyor zira. Yine de her yeni gün güneş yeni bir tebessümle aydınlatıyor dünyamızı, yeni haberler getiriyor kudretten.</span></div>
<div><span style="line-height: 115%; color: #333333; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN;">Ne ki biz başka haberler peşindeyiz. Sırat-ı müstakim kaçkını, esma-i ilahiye yoksulu, şuunat fukarası, dünyadan fazlasıyla nasiplenmiş ama kainattan nasibi olmayan birilerinin bizler için hazırladığı haberlere kulak kabartmada, kalb karartmadayız. Her karesi binler cemal tecellileri ile müzeyyen dünyamızdaki sözümona elverişsiz hava koşullarından, her gün binlerce aracın Hafiz-i Rahim tarafından hıfzedildiği yollardaki trafik kazalarından, şans eseri (!) ölen ya da yaralanan olmamasından, her gün milyarlarca insanın Rezzak-ı Kerim tarafından rızıklandırıldığı dünyada aç insanlardan vurgu yapan haberler.</span></div>
<div><span style="line-height: 115%; color: #333333; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN;">Ubudiyet yoksulu hikmetsiz nazarlar belirliyor; ne düşüneceğimizi, ne ile dolduracağımızı dünyamızı, hangi dertlerle hemhal olacağımızı. Kulağımız okyanus ötesinden haberler işitir, ne ki kalbin kulağı atom zerratı adedince parçalanılası “bir genc dinsiz olmuş” haberini işitemez. Ruhun aynası göz onlarca cinayete, yüzlerce kavgaya şahit olur ve ruh gündelik dertlerin soğuk duvarları önünde eriyiverir. Dünyalarımızın etrafına kainatttan habersiz haberlerden oluşan aynalar koyuveririz. Ve tevehhüm-ü ebediyet memesini veririz kalbin ağzına. Ne ki ölüm öldürülmemekte, kabir kapısı kapanmamakta, ecel celladı haberlerden haberdar olanlara da bir torpil gecmemektedir.</span></div>
<p><span style="line-height: 115%; color: #333333; font-size: 12pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-ansi-language: EN;">Ve gün olur, aynalar kırılıverir, “tevehhüm-ü ebediyetin”in ‘ebediyet’i düşer, hayat ölüm suretini bürünür, tevehhümle başbaşa kalıverir. Ve insan “ne söyleyen, ne bir haber verenler”in safına geçiş yapar. Hayatını kainat bostanınından devşirdiği esma-i ilahiye haberleri ile haberdar edebilenler için ebedi bir saadet yolculuğu başlar. Hayatını esma yoksulu, hikmet fukarası, irfan garibi haberlerin peşinde sürükleyip, kalbini, aklını, ruhunu dünyevi günceller peşinde sürükleyip, kainatın gündeminden bihaber edenleri ise, flaş haberler, şok gelişmeler beklemektedir.</p>
<p>Vakıa, akılların afaki malumatla yoğruluyor olduğu bir vasatta, ehl-i dinin dahi cami ve cemaati terkedip radyo dinlemeye koştuğu bir zamanda, küre-i arzı herc ü merce getiren, islam mukadderatıyla alakadar İkinci Dünya Savaşından sormayan ve haber almayan şu asrın hakikat kahramanının, ilgili bahiste asıl ve esas vurguyu ebedi hayata yapıyor oluşu, kendisinin de ders-i Kur’ânî’den gelen imani açılımla odasına astığı kavun ve nar’ı tefekkür edip salkımındaki üzüm tanelerini saymak gibi garip(!) işaretlerle belirginleştirdiği, hadiselere esma-i ilahiye referanslı bir duruş içinde bulunuyor olması birilerine—tabir yerindeyse—oldukça acayip(!), dahası uç(!) gelmekteydi. El’an ne küre-i arzı herc ü merce getiren, ne İslam mukadderatıyla alakadar olan yüzlerce malumat yığını içinde akıllar nedenleri, niçinleri unutan sadece determine edilebilen sebebler peşinde koşan bir yürütme organı olmuştur.</p>
<p>Ne ki şu asrın tefekkür kahramanı “enfüsi tefekkürde tafsil, icmali tefekkürde icmal” dersini, mükteda-i küll olan Rasul-u Ekrem (a.s.m.)’den almıştı. O nebinin nuruyla nurlanan Medine’sinde zihinler ne zamanın lider devletleri Sasani ve Bizans’ın satranç oyunlarıyla yoğrulmaktaydı, ne de Çin’den gelecek kervana endekslenmişti. Yalancı güncellerin belirlediği gündemlerin yerine, değişmeyen gündem, en güncel mesele olan, bir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölümün hayattan ziyade isteği üzerine odaklanmıştı. Ders-i Kur’an ve sünnet-i Rasul onların değişmeyen gündemiydi. “Enflasyon”, “kar payı”, “borsa”, “x partisi”, “y patırdıtsı”, “filanca başkanı”, “feşmekanca yardımcısı”, “sinema”, “top”, “pop” vs&#8230; ile çepecevre kusatılmış, dün ve yarın arasında hiç bir marifet ziyası sızdırmayan bugün zindanlarında hapsetmişiz kalblerimizi.</p>
<p>Güneş her yeni gün yepyeni cemal tebessümleri ile kucaklıyor sabahımızı, eşsiz güzellikte ve ayrı ayrı şekillerde kar taneleri tevhidi heceliyor tane tane, Sani-i Ehad’den işaretler sunuyor. Kuru çubuğunda ballı şurup makinesi üzümle, kudret şekerlemesi dutla, süt kutusu hindistan cevizleriyle, ince bir ipe taklılıp gönderilen kavun-karpuz la rızıklandırılmamızda, Rezzak olan Kerîm’e abd olmanın hazzı ihtar ve ihsas ediliyor, idrak istiğrakta boğuluyor adeta. Her gün dünyalarca mevcudat mükemmel bir hikmet güzelliği ile Rezzak-ı Kerim tarafından rızıklandırılıyor, milyarlarca yıldız, sistem, galaksi, Müdebbir ve Kadir olan Sulatan- Ezel ve Ebedin muhteşem kışlasının emirber neferleri olarak an be an “kün” emriyle taltif edilmedeler.</p>
<p>Kısaca, kainatın her köşesi, bu musika-i ilahiye ile güm güm ediyor. Kelebeğin kanadı, yıldızlardan haberler taşıyor, yıldızlar çiceklere selam göndermeler her daim. Ve her yeni gün sabahımız dan tutup yeni bir alemin kapısına getiriyor. Ne ki gün dolanıp geceye vardığında, eteklerimizde yakılası kuru odun yığınları olan malumat birikintilerinden başka bir şey olmuyor. Özden gafil nazarlarımız, kabukların etrafında oyalanmaya devam ediyor. Hacat- ı gayr-i zaruriyelerimiz gibi, ihbarat-ı gayr-i zaruriyelerimiz marifet dünyamızı, esma-i ilahiye fakiri, müsemma kaçkını, kainattan habersiz haberlerle karartmakta. Ne ki, her mevcudu okunmayı ve haberdar olunmayı bekleyen birer kelime-i hikmet-eda olan, esma ve müsemması ile bölünmez bir bütün olan şu kainat kalbimizin her atışında, bize Muzhir olan Sani’den haberler taşıyor. Zaman kulakları afaktan çekip, enfüse çevirmenin zamanıdır. Yağmurdan Rahmet haberi almalı, rüzgardan Süleymanvari hamdele ve salveleler işitebilmeli, güneş ten hava zerrelerince celal dersleri alabilmeli artık.</p>
<p>Kainat dolusu haberler haberdar olunmayı bekliyor. Kainattan ayrılmayın.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt;">Metin Ergöktaş, <a href="http://www.karakalem.net/?article=3028" target="_blank">karakalem.net</a></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkurl=http%3A%2F%2Fwww.metinergoktas.com%2F%3Fp%3D283&amp;linkname=%C5%9Eimdi%20Haberler%26%238230%3B"><img src="http://www.metinergoktas.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_120_16.png" width="120" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinergoktas.com/?feed=rss2&amp;p=283</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

