Said Nursî’nin modern kadına bakışı

                  “Kadın sorunları” tartışmalarında ÅŸu veya bu ÅŸekilde taraf tutanların önemli bir kısmı sözkonusu terkibin ‘kadın’ kısmını öne çıkarmaktan hoÅŸlanıyorlar. Sözgelimi daha muhafazakâr yorumlara eÄŸilim duyanlar “Kadın bir çiçektir, bir güldür, ihtimam ister” gibi, dindar olsun olmasın modern kadının ne anlam vereceÄŸini bilemediÄŸi güya romantik sözler sarfetmekle hoÅŸ ve ÅŸirin (!) bir duruÅŸ sergilediklerine inanırlarken, iyiden iyiye gerilmiÅŸ olan tartışma urganının diÄŸer tarafından tutanlar ise kendilerince iÅŸbu “çiçek, gül” benzetmelerini Sevgililer Günü’ne mahsus zevzeklikler mertebesinde telakki edip daha çaÄŸdaÅŸ, daha erkeksi, daha dayanıklı (!) yorumlar öne sürmekle sözümona “daha gerçekçi” bir mevkiye yerleÅŸtiklerini düşünüyorlar.

Benim nazarımda “kadın sorunları” terkibinin ’sorun’ kısmı, ‘kadın’ kısmından daha çok ilgiyi hakediyor; zira bu sorunların insan’a nisbeti kadın’a olan nisbetinden daha belirleyici, daha köklü, daha gerçekçidir. Ölüm sorununu kadın’a nisbetle tartışmak, ölümün insan’a nisbetini görmek ve göstermek isteyen düşünme tarzının çaÄŸrısına kulak kapamakla mümkün olabilir ancak. Kadın ne çiçektir, ne çelik; ne güldür, ne de gülle! Benzetmelerin çekiciliÄŸinden istifadeyle kadını öne çıkaranlar, sorun’u örttüklerini nedense görmüyorlar. Kendilerini tanımaktan mahrum kadınlar, kendilerini tanımaktan mahrum erkeklerin yalanlarıyla hoşça vakit geçirmeyi yeÄŸleyip özlerinde saklı duran o nicedir ihmal ettikleri insanî özü tanımaya vakit ayırmıyorlar. Oysa insan’a, insanı tanımaya vakit ayırmak ve dahi Hz. İnsan’la tanışmayı hayatın gayesi bilmek gerekir.

Kadın Hz. İNSANa giden yolun menzillerinden sadece bir menzildir. Bir istikamete iÅŸaret eden bir tabelanın, bir göstergenin önünde çakılıp kalmak ve iÅŸaret edilen istikamette ilerlemek yerine durup gösterge karşısında oyalanmak, “Aaa! Cambaza bakın!” deyince ÅŸaÅŸkın bakışlarını göğe çeviren safdil kalabalıkların ÅŸaÅŸkınlığından istifadeyle onları soyanların, yani insan’ı tanımaya niyet ve kabiliyeti olmayanların baÅŸvurduÄŸu yollardan biridir.

Erkeklerin kadınlaÅŸmasına ve kadınların erkekleÅŸmesine dair yazdıklarımı eleÅŸtirmek arzusunda olanların, bir İslâm âliminin, Said Nursî’nin ÅŸu beyti üzerinde düşünmelerini de tavsiye ederim:

İzâ teennese’r-rical’us-süfeha bi’l-hevesât

İzen tereccele’n-nisa’un-nâşizât bi’l-vekahât

Yani: “Zayıf karakterli erkekler heveslerine tâbi olup [bile isteye] kadınlaÅŸtıklarında, arsız kadınlar da hiç utanıp çekinmeden [ister istemez] erkekleÅŸirler.”

Demek ki “erkekleÅŸme-kadınlaÅŸma” tabirlerini kavramsallaÅŸtırarak kullanan bir tek ben deÄŸilmiÅŸim.

Åžimdi bu beytin de içinde yer aldığı pasajı —önemsiz birkaç düzeltmeyle Üstad’ın Lemeât ile Sözler adlı eserlerinden aktarmak suretiyle— dikkatlerinize sunmak isterim.

— “Kadınlar yuvalarından çıkıp ‘beÅŸer’i yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli. Mimsiz medeniyet [deniyet] taife-i nisa’yı yuvalardan uçurmuÅŸ, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Åžer’-i İslâm onları rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evde, hayatı ailede. Temizlik ziynetleri, haÅŸmetleri hüsn-i hulk, lütf-i cemali ismet, hüsn-i kemâli ÅŸefkat, eÄŸlencesi evlâdı. Bunca esbab-ı ifsad… demir sebat kararı lâzımdır, tâ dayansın. Bir meclis-i ihvana güzel kadın girdikçe riya ile rekabet, hased ile hodgâmlık depretir damarları; yatmış olan hevesât birdenbire uyanır. Taife-i nisa’da serbestî inkiÅŸafı, sebep olmuÅŸ beÅŸerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkiÅŸafı. Åžu medenî beÅŸerin hırçınlaÅŸmış ruhunda, ÅŸu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azîmdir, hem müthiÅŸtir tesiri. Memnû heykel ve suretler ya zulm-i mütehaccir, ya mütecessid riya, ya müncemid hevestir, ya tılsımdır celbeder o habis ruhları.”

Said Nursî’nin bu mütalaarını nazar-ı itibara almaksızın ileri-geri konuÅŸanların ileri gitmeleri de, geri kalmaları da doÄŸrusu beni ilgilendirmiyor. Çünkü böyleleri bir metinde ne söylendiÄŸini deÄŸil sadece, metinde ne söylenmek istendiÄŸini de anlamaya çalışmıyorlar. Anlamak için önce yavaÅŸlayıp durmak ve düşünmenin ihtiyaç duyduÄŸu sükuneti kendisine saÄŸlamak lâzımdır; zira (bir yerde) durmayanlar anlayamazlar.

Modern kadının evsizliÄŸi, reçel yapmayı unutuÅŸu, anneannesinden veya babaannesinden utanışı, anneliÄŸi terkediÅŸi, kısacası erkekleÅŸme sürecine dahli dindar kadınları da kapsıyor. Çünkü dindar kadın da “İşte kadın!” denecek durumdan gittikçe uzaklaşıyor. Said Nursî’nin “Zayıf karakterli erkekler heveslerine tâbi olup [bile isteye] kadınlaÅŸtıklarında, arsız kadınlar da hiç utanıp çekinmeden [ister istemez] erkekleÅŸirler” sözünden de anlaşılacağı üzre, bu sorun, modern kadına özgü bir sorun deÄŸil, modern insana özgü bir sorun.

Tartışmanın ‘kadın’ üzerinden sürdürülmesi sadece ‘kadın’ adına bir kayıp deÄŸil, ‘erkek’ adına da bir kayıp sayılmalı. Çünkü olan insan’a oluyor; bunca vâveyla arasında ‘Hz. İnsan’ denen cevher buharlaşıp yok oluyor.

Dücane Cündioğlu

 

 

  • Share/Bookmark

Yorum Yapın

Mesajınız

You must be logged in to post a
video comment.